Değerlerimizi Yitirirken Kazandıklarımız: İtibar Kalpte Yeşerir

Gafil avlanmamak elde değil hayata, sevdiklerinizden kopmadan değerini anlamıyor; onlardan birini kaybetmeden ölümün var, dünyanın yalan olduğunu kabul edemiyorsunuz. Başkalarının evlerinden çıkan cenazeler sizin evinizden çıkmayacak,size hiçbir şey olmayacak sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz,yanılıyoruz…

Kalp kırmak Kabe’yi yıkmak gibiydi hani; kötülüğü, hasedi, para hırsını, her şeyi sığdırdık Peygamber Efendimiz (S.a.v)’in hadisi şerifini. Koyamadık kalbimizin bir köşesine.

Beceremedik Yunûs misali yaşayamayı, “Yaradılanı sevemedik Yaradan’dan ötürü“..

Kalp kırarken bırakın düşünmeyi; para, siyaset gibi birçok konuda ters düştüğümüz herkesi mimliyor, kinleniyoruz.  Alttan almak yok ruhumuzda. İnsana, hayvana ve bütün mahlukata düşman olduk.

Her kalıba uyuyor, her şeyi biliyor, her konuda fikir sunabiliyoruz. Hepimiz doktor, hemşire; hepimiz mühendis, mimar; hepimiz öğretmen; hepimiz siyasetçi; hepimiz psikolog. Daha neler neler olabiliyoruz duruma göre ama insan olmayı çoğumuz unutmuş haldeyiz…

Hep çok kazanma peşindeyiz ama sadece parayı, hiçbirimizin kalp kazanmak ya da insan kazanmak gibi bir derdi yok..

Çok paramız olunca mutluluktan öleceğimizi düşünüyoruz ama inanın zengin de ölüyor, fakir de; mutlu da mutsuz da.. Üstelik hepsinin cebi boş intikal ediyor öbür tarafa…

Hayatta çocukken de yetişkinken de değişmeyen tek düşüncem paranın mutluluk getirmediğiydi ve bugün hala ne kadar doğru bir karar olduğunu görebiliyorum.

Mutlu olmanın yolu asla zengin olmaktan geçmiyor, paraya tamah etmemeyi öğrendiğinizde mutlu olmayı da öğreniyorsunuz ki kimse mizanda hesabını veremeyeceği bir küfe ve bir urganı olsun istemez sanıyorum.. Bana kalırsa bir insan çok zorda kalmışsa eğer çalışarak her şeyi başarabilir, çok para kazanabilir, çok zengin olabilir fakat adım gibi eminim ki para, yer, yurt, mal, servet uğruna kaybettiği alesini, arkadaşlarını, sevdiklerini ve itibarını geri kazanamaz..

Fakir zengin, zengin fakir olur ama ölen dirilmez, giden dönmez, kaybolan itibar yerine gelmez…

Zehra AYDIN
Latest posts by Zehra AYDIN (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Yazar

  • Zehra AYDIN

    Merhabalar, Ben Zehra Aydın. 31 yaşındayım. Sosyal Hizmetler Danışmanlık mezunuyum. Edebiyata olan ilgisi bambaşka boyutlarda olan bir öğrenci ve içinde yazmak hep hasret kalmış bir çocuğun büyümüş haliyim... Yazmak hayaliyle yaşamış ve yaşayan bir birey olarak hayatıma devam ediyorum. TB Blog'ta yazmak ise benim için bu hayali gerçekleştirme yolunda kaçınılmaz bir fırsattı. Umarım burda başlayan yolculuğumuz uzun yıllar daha güzel işlerde ve daha güzel yerlerde devam eder. Saygılarımla...

    View all posts

Zehra AYDIN

Merhabalar, Ben Zehra Aydın. 31 yaşındayım. Sosyal Hizmetler Danışmanlık mezunuyum. Edebiyata olan ilgisi bambaşka boyutlarda olan bir öğrenci ve içinde yazmak hep hasret kalmış bir çocuğun büyümüş haliyim... Yazmak hayaliyle yaşamış ve yaşayan bir birey olarak hayatıma devam ediyorum. TB Blog'ta yazmak ise benim için bu hayali gerçekleştirme yolunda kaçınılmaz bir fırsattı. Umarım burda başlayan yolculuğumuz uzun yıllar daha güzel işlerde ve daha güzel yerlerde devam eder. Saygılarımla...

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir