Yerinde Olsam

Bir gün, bir uçurtmayla tanıştım.

Rengarenk gövdesi ve süslü bir kuyruğu olan güzel bir uçurtmaydı bu. Tanıştığımıza o da memnun olmuş olacak ki konuştuk biraz. Anlattığı hikayeleri dinledim ve o konuşurken büyük bir hayranlık ve mutlulukla baktım ona.

“Ne kadar güzel..” dedim. “Sürekli gökyüzündesin. Uçmak harika bir şey olmalı.” Uçurtma, buruk bir şekilde güldü bana.

“Bunun nesi güzel ki?”

Beklemediğim bu cevap karşısında epey şaşırmıştım.

“Neden olmasın ki? Sen sürekli uçuyorsun. Ben de hep uçmak istemişimdir. Gökyüzüne çıkmak, rüzgara karşı durmak ve kuşları yanından geçmek hep hayal ettiğim şeyler oldu. Bence bunlar çok güzel.”

Yine gülümsedi uçurtma.

“Ne garip… Sen uçmayı istiyorsun, ben ise yürümeyi… Hep ayaklarım olsun, ben de yürüyüp koşabileyim istedim. Yalnızca istemekle kaldım tabi. Kimse dinlemedi beni. Günlerce uçtum.” Bu sefer ben dinlemiştim onu.

“Hadi yer değiştirelim.” dedim büyük bir heyecanla. Şaşırdı uçurtma.

“Ne? Nasıl yani?”

“Basbayağı işte. Seninle yer değiştireceğiz. Ben artık uçabileceğim, sen de istediğin gibi yürüyüp koşabileceksin.”

Uçurtma çok sevinmişti. İlk defa biri onu dinliyor, söylediklerine kulak verip dikkate alıyordu. Kabul etti hemen ve sonra yer değiştirdik o gün.

Ben uçurtma oldum. Uçurtma da ben oldu. Yürümedi, koştu gitti.

Ben de bekledim. Aradan bir gün geçti. Bir çift el tuttu kaldırdı beni bulunduğum yerden. Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Bunun ne demek olduğunu biliyordum. Sonunda uçacaktım. Gökyüzünü tadacak, kuşlarla birlikte özgürlüğe kavuşacaktım. Öyle mutluydum ki, beni tutan ellerin kime ait olduğuna bakmadım bile. Çünkü hayallerime kavuşacağım o eşsiz andaydım, bu anı zihnime kazımak ve bu hissi kalbime işlemek istedim.

Önce güzelce doğrulttular beni. Gövdemi düzeltip kuyruğumu salıverdiler. Ne de güzel kuyruğum vardı. Güneşin altında renklerim parıl parıl parlıyor, adeta bir cümbüş oluşturuyordum. Kendime baktıkça heyecanlanıyordum. Birazdan olmak istediğim yerde ve özgür olacaktım.

Ben hayallerime dalmışken “Hadi koş bakalım” dedi bir ses. Ardından ayak sesleri gelmeye ve gövdem hareketlenmeye başladı. Kalbim sanki yerinden çıkacaktı. Gövdemi tutan eller beni ittirerek bıraktı gökyüzüne. Rüzgarla buluşan vücudum yükseliyor, yükseldikçe çığlık çığlığa coşuyordum. Aşağısı minicik kalmıştı. Güneş yanımda parlıyor, kuşlar az ileride uçuyordu. Yanlarına gitmek ve onlara “Bakın, ben de sizin gibi uçuyorum.” demek istiyordum fakat kuşlara doğru yönelmeye çalıştıkça gövdeme bağlı olan ip beni aşağı çekiyordu. “Hayır, yukarı gitmek istiyorum, aşağıya değil!” diyordum ama beni kimse duymuyordu. Daha sesli bağırdım bu sefer.

“Heey! Çekmeyin beni, daha yukarı çıkarın!” ben bağırırken başka bir ses yükseldi.

“Dikkat eet!” Bana mı demişti?

Karşıma baktığımda koca bir ağaçla göz göze gelmiştim. Kaçmaya çalışsam da iplerim engel oldu. Acı içinde dalların arasına girdim. Çarpmanın verdiği sarsıntıyla gözlerimi hafifçe araladım ve gelen seslere kulak abartmaya çalıştım.

“Artık işe yaramaz, bırakalım onu.” diyordu bir ses. Diğeri sadece mırıldanıyordu. Ben ise kımıldayamıyordum. Sesler giderek uzaklaşıyordu ama beni almadan gidemezlerdi ki, daha uçacaktım ben.

“Ama ben burada kaldım.” çok sessiz oldu.

“Heey! Beni burada unuttunuz!”

“Unutmadılar.”

Sesin geldiği yöne çevirdim kafamı. Mavi kanatlı bir kuş vardı. Ne zamandır oradaydı?

“Bana mı dediniz?”

“Evet sana dedim. Seni unutmadılar, bunu sen de duydun. Bıraktılar sadece. Almak istemediler.”

Az önce yerinden çıkacak gibi olan kalbim, şimdi yokmuşçasına sessizdi.

“İyi ama neden? Neden beni almak istemesinler ki?”

“Sen kendine bakmıyorsun galiba. Gövden zarar görmüş, çubuklarından bir tanesi de neredeyse kırılacak. Artık uçamazsın sen.”

Kabullenmek istemiyordum ama sesler zihnimde yankılanıyordu. Artık uçamam.. İşe yaramıyorum.. Beni bıraktılar.. Almak istemediler.

“Ama.. Ama uçmak istiyordum ben.. Daha yükseklere çıkacaktım..”

“Uçmanın nesi güzel ki?” dedi kuş.

“Uçmak benim hayalimdi.” diyebildim sadece. Sessiz ve buruk bir cümleydi bu. Tıpkı yerine geçtiğim uçurtmanın bana söylediği gibiydi. Şimdi ne demek istediğini anlamıştım. Kuşa baktım yavaşça. Sustum sonra.

O gün mavi kanatlı bir kuşla tanışmıştım..

Nadiye Durukan
Latest posts by Nadiye Durukan (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 4 Ortalama: 5]

Yazar

  • Nadiye Durukan

    Merhaba, ben Nadiye Durukan. 22 yaşındayım ve Giresun'da yaşıyorum. Hafız ve Kur'an kursu öğreticisiyim aynı zamanda açıköğretim bünyesinde İlahiyat bölümünü okuyorum. Yazmaya 14 yaşımda başladım. O zamanlar benim için ufak olan bir hayal TB Blog ile gerçeğe dönüştü. Yaklaşık 1 senedir TB Blog'ta yazıyorum. Şimdi ise hem yazar hem de editörüm. Yazmayı, okumayı ve keşfetmeyi seviyorum. 🙂

Nadiye Durukan

Merhaba, ben Nadiye Durukan. 22 yaşındayım ve Giresun'da yaşıyorum. Hafız ve Kur'an kursu öğreticisiyim aynı zamanda açıköğretim bünyesinde İlahiyat bölümünü okuyorum. Yazmaya 14 yaşımda başladım. O zamanlar benim için ufak olan bir hayal TB Blog ile gerçeğe dönüştü. Yaklaşık 1 senedir TB Blog'ta yazıyorum. Şimdi ise hem yazar hem de editörüm. Yazmayı, okumayı ve keşfetmeyi seviyorum. :)

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir