Yorgun Savaşçılar
Yağmurda eski bir plak gibiyiz…
Hem çalar hem de eskir, yıpranır, yoruluruz.
Hastalıklarla, hayatla, çevremizdekilerle, insanlarla… Aslında insanı en çok insan yorar. Yıpratır, üzer, kırar, ağlatır. Hiç düşünmezler… Bizim yumuşak kalbimizi hüzünlendirdiklerini, ağızlarına geleni rastgele söylerler.
Aynanın dış yüzüne bakarlar ama iç yüzüne bakmazlar. Hep dış görünüşe göre suizan ederler. İçimizde neler yaşadığımızı anlamazlar.
“Kardeşim, bir hastalığın var mı, bir derdin var mı, nasılsın?” diye soran çok azdır. Hep biz sorarız. Bu bizim niyetimizdir; saflıktan değil. Çünkü sevdik mi tam severiz, nefret ettik mi tam ederiz.
Ama sınırımız olmalı. Gerektiğinde üstünü çizebilmeliyiz.
İlk hataya “Eyvallah” deriz. İkinci kez olursa bu artık bilerek yapılmıştır. Üçüncüde ise bırakmak gerekir. Kendinizi üzmelerine izin vermeyin kardeşlerim.
Bizim kimsenin “Nasılsın” demesine ihtiyacımız yok aslında. Kendimizi kendimiz seveceğiz. Aynanın karşısına geçip,
“Rabbim beni ne güzel, ne muazzam yaratmış. Ben insanlarla aynı değilim, farkım var. Rabbimin emaneti içindeyim.”
diyebilmeliyiz. Ben böyle yapıyorum, Elhamdülillah.
Bazı insanlar kıskanç, hasetçi, nazar eden olur. Neden? Çünkü sen mutlusundur, o değildir. Sen gezersin, o gezemez. Ama unutma, kendimizi de gezdirebilir, eğlendirebiliriz. Bir insanoğluna ihtiyacımız yoktur.
Şimdi diyeceksiniz ki: “Bu kadarını yazdığına göre sevdalık mı çektin kardeşim?”
Hayır, Elhamdülillah. Bizim işimiz olmaz öyle şeylerle. Haram, haramdır; tüm dünya yapsa da haramdır. Helal, helaldir; kimse yapmasa da helaldir.
Ben kendi cinsimden ve çevremdeki akrabalarımdan yaşadığım için yazıyorum. Çünkü sizi anlıyorum. Sevdalık çekmeye gerek yok, zaten kötü insanlardan darbe üstüne darbe yiyoruz. Önemli olan, düştüğümüz yerden sağlam kalkabilmek değil mi?
Evet, yoruluyoruz. Dünya telaşından değil, insanların hâllerinden, kırmalarından yoruluyoruz.
Size tavsiyem: Şu kısa ömrü gezerek, öğrenerek, okuyarak, eğlenerek; Rabbim için yaşayıp, yaşatarak geçirmek. İşte mühim olan bu.
Herkesin bir derdi, bir hastalığı var. Benim de hastalığım var. Rabbim beni seviyor ki sabrımı sınamak için imtihan vermiş. Elhamdülillah. Mutlu olmaya çalışıyorum ve başardım çok şükür.
Rabbim gönlü yorgun, bedeni yorgun, hüzünlü ve hasta kardeşlerime şifa versin. Sabırlarına bin sabır versin. “Rabbim için yoruldum.” Diyebilmelerini nasip etsin.
Ben de duâ ediyorum, biiznillah. Âmin, ecmain.
Selametle, esenlikle kalın kardeşlerim. Yorgun gönlünüze ve bedeninize iyi bakın. Rabbimin emanetine sahip çıkın.
Vesselam…