Soğuk Sıcak

“Pencereyi kapatır mısın? Soğuk geliyor.” dedi adam gözlerini kaçırarak. Bir şey demedi ve pencereyi açtı kadın. Neyi kastettiğini anlamışçasına baktı ona. Adam ise kafasını duvara çevirmiş kuşları seyrediyordu. “Göç zamanı geldi demek ki..” diye mırıldandı. “Gitmek gerek artık.”

Kalktı bulunduğu yerden. Nereye diye sormadı kadın. Biliyordu, sorgulamak işe yaramazdı. Sessizce izlemeye devam etti.

Odasındaki çekmecelere yöneldi adam. Kalınca bir defter ve üç kalem aldı eline. Sonra ikisini bıraktı. Çekmeceyi yarısı açık kalacak şekilde ittirip eski yerine koşar adım ilerledi. Daha birkaç adım atmasına rağmen soluk soluğa kalmıştı. Olsun, alışkındı. “Ben valize eşyaları koyacağım. Bir an önce hazırlanalım. Sen de yol için bir şeyler hazırla.”

Bunları söylerken kadına bakmamıştı. “Tamam.” demekle yetindi kadın. Mutfağa yöneldi. Tezgahta kısa bir vakit geçirdikten sonra adama kahvesini getirdi. Adam yine bakmadı ona. Oturduğu yerde dizlerini karnına çekmiş, sessiz bir hışımla deftere bir şeyler yazıyordu.

Odasına çekildi kadın. Saatler geçti ama çıkmadı oradan. Adam ne zaman isterse o zaman çıkacaktı. Sabretti. Yazı yazarken rahatsız edilmekten hoşlanmazdı adam. Biliyordu. Bu yüzden daha çok sabretti. Genelde böyle zamanlarda defteri bitirene kadar yazardı. Bazen saatler bazen günler sürerdi bu sessizlik. Bu defa ne kadar beklemesi gerektiğini bilmiyordu fakat halinden şikayetçi değildi. Alışmıştı.

Nihayet bir kapı tıkırtısı duyduğunu sanarak yüzünü kapıya çevirdi. Açılan kapı kendi kapısı değildi. Yavaşça odasının kapısını aralayıp içeriye göz gezdirdi. Adam görünürlerde yoktu. Defter oturduğu yerde değildi fakat kalemi bırakmıştı. “Yazmayı bitirmiş.” diye düşündü kadın aralanan dış kapıya bakarak.

Adamın gidişini de her zaman olduğu gibi sessizlikle karşıladı. Nereye gittiğinin bilinmesini istemediğinden sormamıştı kadın hiç. Biliyordu, geri gelecekti.

Evin yokuşunu geçtikten sonra yavaşlamıştı adam. Taşıdığı valizin ağırlığı her adımda daha da artıyordu. Dinlenmek istese de durmadı. Göç zamanı gelmişti, durmak olmazdı. Kuşların gittiği yöne doğru gitmeye kararlıydı. Kuşlar, sıcak yerlere giderdi. Bunu bildiği için onları takip ediyordu. Sıcağı o da çok severdi.

Yürürken üşüdüğü için üzerinden çıkardı hırkasını. Valizinin içine koymadı. Sıcaklarsa giyerdi çünkü tekrar. Yola devam etti sakince ve bir zaman sonra durdu adam. Karşısında bulunan büyük binaya baktı. En üst katında bir dairesi vardı burada. Bununla gurur duydu. Vakit kaybetmeden dairesine doğru yöneldi içinde üst katlara çıkmanın zevkini yaşayarak.

İçeri girdiğinde sıcak bir hava karşıladı onu. Sıcağı severdi, gülümsedi. Üzerinden çıkarttığı hırkayı giydi yavaşça. Sonra girişte bıraktığı valizi alıp yerleştirdi. “Epey fazla eşya getirmişim bu sefer.” diye mırıldandı. Bir dahaki sefer daha az şey getirmeye karar verdi. Valizindeki eşyaları yerleştirmeyi bitirdi sonra. Salona doğru yönelip bulunduğu yükseklikten manzarayı seyretti biraz. “İyi ki zamanında burayı almışım.” diye düşündü. Hayallerini yaşamak için çok güzel bir yer olacağı kesindi. Sadece tüm eşyalarını getirmesi gerekiyordu o kadar. Zaman alacaktı, o yüzden sabretmeye devam etmesi gerekiyordu. Bununla yaşayabilirdi.

Manzaranın tadını çıkardıktan sonra evine son bir kez göz gezdirip çıktı oradan. Çıktıktan sonra kapıyı iyice kilitlemeyi ihmal etmedi. İki kez de kontrol etti. Biraz yol aldıktan sonra geri dönüp tekrar kontrol etti. Etti üç…

Vakit akşam olmuştu. Kadın, elindeki işlemeye bir ilmek daha atarken kapıdan giren adama baktı. Adam kadına bakmadan sakince içeriye girdi. Üzerinden dökülen toprak parçaları geçtiği yerlere dökülüyordu. Kızmadı kadın. Adamın koluna girerek banyoya kadar eşlik etti. İhtiyacı olduğu her şeyi yanına getirip güzelce temizledi onu. Toprak parçaları, çamura dönerek aktı adamın vücudundan. Zaman sonra giyinerek çıktı adam banyodan. Her zamanki kanepesine geçti ve duvardan yıldızları seyretmeye başladı.

Kadın ise geride kalan çamuru temizledi sakince. Toprağa bulanmış kıyafetleri iyice silkeleyip yıkadı sonra. Yavaşça mutfağa gidip ses çıkarmadan hazırladığı yemeklerden getirdi adama. Yanına geldiğinde adam titriyordu. Kadına baktı bu sefer.

“Pencereyi kapatır mısın? Soğuk geliyor.”

 

Güldü kadın. Pencereleri açtı sonra…

Nadiye Durukan
Latest posts by Nadiye Durukan (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 3 Ortalama: 5]

Yazar

  • Nadiye Durukan

    Merhaba, ben Nadiye Durukan. 22 yaşındayım ve Giresun'da yaşıyorum. Hafız ve Kur'an kursu öğreticisiyim aynı zamanda açıköğretim bünyesinde İlahiyat bölümünü okuyorum. Yazmaya 14 yaşımda başladım. O zamanlar benim için ufak olan bir hayal TB Blog ile gerçeğe dönüştü. Yaklaşık 1 senedir TB Blog'ta yazıyorum. Şimdi ise hem yazar hem de editörüm. Yazmayı, okumayı ve keşfetmeyi seviyorum. 🙂

Nadiye Durukan

Merhaba, ben Nadiye Durukan. 22 yaşındayım ve Giresun'da yaşıyorum. Hafız ve Kur'an kursu öğreticisiyim aynı zamanda açıköğretim bünyesinde İlahiyat bölümünü okuyorum. Yazmaya 14 yaşımda başladım. O zamanlar benim için ufak olan bir hayal TB Blog ile gerçeğe dönüştü. Yaklaşık 1 senedir TB Blog'ta yazıyorum. Şimdi ise hem yazar hem de editörüm. Yazmayı, okumayı ve keşfetmeyi seviyorum. :)

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir