Kendin Olmak Nasıl Bir Şeydir?
Kendimi sararım; kimseye, bu kadar sıkı tuttuğum gibi tutmam. Sanırlar ki herkesi çok seviyorum…
Oysa ben, herkesi sevmekten çok korkuyorum. Kaybetmekten, unutulmaktan, kayıplardan…
Sadece Rabbimi çok, çok seviyorum. Elhamdülillah!
Ben, kendine has bir karmaşayım.
Ne zaman bomba gibi patlayacağım, ne yapacağım belli olmaz…
Ne konuşacağım, ne paylaşacağım… Çılgınım ve kendimi seviyorum. İşte bu, benim.
Sevgiyle doğduk ama sevgiyi korkularla karıştırdık bence.
Bağ kurarız; çünkü köksüz kaldığımızda kim olduğumuzu şaşırırız.
Tutunacak bir söz, sarılacak bir anı bulamazsam, ben kendimden bile uzaklaşırım.
İçimde bir geçmiş var; bana ait ama beni şekillendiren…
Atalarımdan gelen bir duygusal miras. Eski anılar gelir aklıma; bazen ağlarım, bazen gülerim.
İnsanoğlunun ruh hâli değişkendir.
Çocukluğumu hatırlarım; sevildiğim, görülmediğim, anlaşılmadığım zamanları…
Bazen susarım; bu suskunluğum ceza değil, birikmişliktir. Fırtınadır.
Bir gün gelir, ben değişmem. Çünkü değişirsem benliğimi kaybetmiş gibi olurum.
Sabit kalmak isterim; aynı anılar, aynı sohbetler, aynı espriler, aynı kokular…
Bazen gözyaşlarım silah olur, bazen sessizliğim duvar…
Bazen sevgim bile karanlığa karışır.
İnsanların aklıyla oynamam ama akıl fırtınası yaptırırım.
Kırıldım demem; kendi bilir. Ama geceleri uyuyamam, hatalarımdan ve kusurlarımdan dolayı içim rahat etmez.
Tuhafım, ben de bilmiyorum… ama alıştım kendime.
Duygularımı sabitlerim.
Biri bana “yanındayım” dediyse, yıllar geçse de hâlâ yanımda sanırım.
Safım yani… Ama öğreneceğim inşallah.
Bazen sevdiklerimi yaralarım, ama asla istemem bunu.
Kendi korkularımı yenmeye çalışırken onları incitirim ki… beni incittiklerinde anlasınlar, bir daha incitmesinler.
İşte bu, bana özgü bir karmaşa.
Korktum, korktuklarım başıma geldi.
Yoruldum, korktuklarımın başıma gelmesinden.
Alıştık be kardeşim… Sen de alışacaksın. Üzülme.
Bu aciz kardeşin, seni anlıyor.
Yüreğine bir tutam su serpmek için yazıyorum.
Rabbimin rızası için… Biiznillah.
Vesselam.