Bu Hayat Ne Mi Öğretti? Yaşım Ne Mi Söyledi?
Kırılmanın ne demek olduğunu…
Sessizce susmayı, içe ağlamayı, güvensizliği…
Ama en çok da semaya başını kaldırıp,
“Rabbim, sen razıysan ben de razıyım.” diyebilmeyi.
Dönüp baktığımda,
“Her şey yolundaydı.” diyemem.
Ama çok şükür,
“Her şeyde Allah vardı.” diyebiliyorum.
Önüme çıkan engeller durdurmadı beni.
İnatla üstüne gittim, gitmeye çalıştım.
Beni sadece secdeye daha çok yaklaştırdı.
Eksiklerimle, hatalarımla, acılarımla…
Yoruldum.
Hem kendimden, hem insanlardan.
Ama biliyorum ki: Rabbim yeter.
Kimseye ihtiyacımız yok.
Olmamalı da.
Kendimize, kendimiz yetmeliyiz.
Her şeye acıyarak alıştık…
Ve gerçekten, hayatta acıtarak öğreniyoruz.
Acıyla olgunlaşıyoruz.
Biliyorum ki, Efendimiz (s.a.v.) zorluklara ve acılara göğüs gerdi,
Hiçbir zaman ümitsizliğe düşmedi.
Çünkü…
Yaş değil, yaşadıklarımız öğretir insana hayatı.
O sabretti.
Ve sabrı çiçeklendi…
Neyle sınanıyorsak, onunla mükâfatlandırılırız.
Elhamdülillah.
Velhâsıl kelâm, diyeceğim şu ki:
Çekip gitmek kolay,
Asıl mesele kalıp savaşmaktır.
Büyümeden yaşlandık.
Hayat bize,
İlk gördüğümüz insanların,
İlk gördüğümüz gibi olmadığını öğretti.
Ve öğrendik ki;
Kalbi g
üzel olanın gönlü hep yorgun olurmuş.
Vesselam.