İnsan Meyleder, Ya Sonrası?

İnsan, meyleden bir varlıktır. Yapısı itibarıyla iyiye yönelmek de kötüye yönelmek de geniş potansiyeli içerisinde olup hangisini ne ölçüde açığa çıkarttığı özgür istencine dayanır.

Bu çıkarım tabii ki “özgür” olarak nitelenen istencin dış etkenlerden etkilenmediği manasına gelmez. Mesela toplum ya da aile insanı seçim yaparken etkileyen olgulardandır. Ya da başka başka etkenleri sayabiliriz… Ama karar merci insanın ta kendisi olduğundan meydana geleceklerden sorumludur.

Örneklendirecek olursam, biz insanlar acıkırız ve acıktığımız için de yemek yemeye meylederiz. Buraya kadar her şey normal. Asıl önem arz eden sonrası; yemeğe yaklaşım ne kadar itidalli olursa kişi kendisini o kadar sağlık sorunlarından korur. Olmazsa da olumsuz sonuçlar doğacağından dolayı onlara katlanmak zorunda kalır.

Yani meyletmek insanı harekete geçirir sadece. İnsan bir şey yapma ihtiyacı hisseder ki içindekilere karşılık bulsun.

Bunu yaparken de meydana geleceklerden kendisi sorumlu olur. Acıkmak çok normalken yediği yiyeceklere ve yiyecek miktarına aldırmayan insanın obezite hastalığına yakalanması normal karşılanmayan bir durumdur.

 

İnsan sık sık kendini dinlemeli. İçindeki boşlukların sebeplerini, meylettiklerini, ihtiyaçlarını bir bir gün yüzüne çıkarmalı. Onları yok etmek kendi doğasına aykırı olacağından kontrol altına almayı denemeli.

Hayatın her alanında kararında davranışlar sergilemesi, yerinde ve orta yola en uygununu seçmesi gerektiği gibi meylettikleri noktasında da bunu koruması gerekir.

Aklınıza gelebilecek her türlü isteği düşünün;

Bunları bastırmayı denerse, bastırdığı şeyin katlanarak karşısına çıkmış ve daha karşı konulmaz bir hâl alacağını söylemem gerekir.

Yok eğer kişisel ve toplumsal sonuçlarını düşünmeden imkânı ölçüsünde bunlara karşılık vermeyi denerse o zaman da doğada gördüğümüz, irade kabiliyetinden yoksun olduklarını bildiğimiz canlılardan pek bir farkı kalmaz ve iradesi varken kullanmamayı tercih ettiği için bu canlıların statüsüne düşer.

Korkunç olanı, bunu azınlık değil de çoğunluğun yaptığını düşündüğümüz zaman belli bir kanunun oluşmasına karşı koyamayacak derecede bu insanlar güç elde ettiklerinde işte o zaman aklı başında ve mutedil insanların da elinden pek bir şey gelemeyecek ve hayvanlar aleminde geçerli kanunları kendi dünyamızda elimizle inşa etmiş olacağız. Yani güçlü olanın güçsüz olanı ezdiği bir dünya.

Hatta insan kabiliyeti itibarıyla hayvandan daha da yüksek olduğundan onun yapacakları çok daha fazlasıdır.

Dilek BEDLEK
Latest posts by Dilek BEDLEK (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 5 Ortalama: 4]

Yazar

  • Dilek BEDLEK

    Merhabalar ben Dilek. 2023 ilahiyat mezunu olup Şanlıurfa'da ikamet ediyorum. 23 yaşındayım. Felsefe, ilahiyat, sosyoloji ve psikoloji önde olmak üzere insana dair her ilim ve bilim dalına ilgim var. Saydığım alanlarda okumalar, araştırmalar yapmayı ve yazmayı seviyorum. Bu noktada TB Blog ailesine severek katıldım ve burada bulunmaktan çok mutluyum.

Dilek BEDLEK

Merhabalar ben Dilek. 2023 ilahiyat mezunu olup Şanlıurfa'da ikamet ediyorum. 23 yaşındayım. Felsefe, ilahiyat, sosyoloji ve psikoloji önde olmak üzere insana dair her ilim ve bilim dalına ilgim var. Saydığım alanlarda okumalar, araştırmalar yapmayı ve yazmayı seviyorum. Bu noktada TB Blog ailesine severek katıldım ve burada bulunmaktan çok mutluyum.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir