Nigargîrî 3
İçimde bir deniz var, dalgaları boyumu aşan.
Bazen öyle sert çarpıyor ki kıyıma, ne yana kaçsam olmuyor. Oysa ben sadece biraz durulmak istiyorum. Suyun yüzeyinde nefes alabileceğim bir an… Ama bu deniz, bana o hakkı pek tanımıyor.
İçimde taşıdığım ne varsa, bu denize dökülmüş sanki. Kırgınlıklar, bekleyişler, konuşulmamış sözler… Hepsi birer akıntı gibi çekiyor beni derinlere. Ve her defasında, biraz daha içeride kalıyorum. Daha sessiz, daha yorgun ama hâlâ batmadan.
Kimi gün kıyı görünüyor uzaktan. Bir ışık, bir sıcaklık. Umut işte… Ama yaklaşırken fırtına başlıyor. Ne zaman huzura yaklaşsam, içimdeki dalgalar kabarıyor. O yüzden bazen sadece açıkta kalıyorum.
Ne karadayım, ne boğulmuş… Arada bir yerde. Ve kimse anlamıyor bu hâli. Çünkü dışarıdan deniz hep aynı görünüyor; içimde neler döndüğünü kimse bilmiyor. Ama pes etmedim.
Belki yüzmeyi hâlâ tam bilmiyorum ama batmayı da hiç öğrenmedim.
Her çırpınışım bir direniş oldu. Her “Yeter..” dediğimde içimden başka bir ben çıktı ortaya. Daha inatçı, daha suskun, daha derin.
Biliyorum… Bu deniz hep içimde olacak.
Ben o denizle yaşıyorum.
Çünkü hâlâ içimde bir kıyı var.
Belki bir gün sabrı bitip taşacak ama biliyorum ki beni de o kıyıya atacak.
Dalgalarıyla, sessizliğiyle, tüm yüküyle birlikte. Kimse bilmese de ben biliyorum: Orası hâlâ beni bekliyor.