Sosyal Mezarlık
Artık uyan ey aciz kul!
Bir gün, hepimiz sessizce bu dünyadan çekip gideceğiz. Ne kadar çok paylaşım yaparsak yapalım, bir süre sonra dijital dünyada bile izimiz silinecek. Fotoğraflar, mesajlar, gönderiler… Hepsi birer “sanal mezar taşı” gibi kalacak ardımızda.
Öldükten sonra bizi kim hatırlayacak? Belki bir dost, belki bir akraba, belki kimse… Unutulacağız. Hayat devam ederken, sosyal medya hesaplarımızda fotoğraflarımız kalacak. Şifreyi biz bileceğiz ama artık giremeyeceğiz.
Takipçilerimiz belki arada bakar, belki hiç bakmaz. Oysa biz yokuz artık. Hatıralarımız silinecek, eşyalarımız başkalarının olacak. Numaramız birinin telefonundan silinecek, mesajlarımız ölü bir hatıra olarak kalacak ve bir zamanlar önem verdiğimiz şeyler; beğeniler, yorumlar, hikâyeler artık hiçbir anlam taşımayacak. Çünkü ölmüş olacağız.
Hayatın şarjı da biter, insanın şarjı da biter. Tıpkı telefonunki gibi. Hiç kimse ömürlük değildir. O hâlde, bu fânî dünyanın oyuncağı olmayalım. Zaman geçiyor hatta geçmekle kalmıyor, bizi de değiştiriyor. İmanımıza güvenmek yetmez. Onu korumak, yaşatmak ve güçlendirmek gerekir. Çünkü imansız ölmek de bu işin ucunda olabilir.
Ömrümüz Rabbimizin rızası için geçsin. Her gün kendimize şu soruyu soralım:
“Bugün Allah için ne yaptım?”
Kalabalıkta görünmeyen olmak belki de en derin yalnızlıktır. Yalnızlık sessizlik değil, duyulmayan bir iç sestir. Geçmişinde fark ettiğin o kişi, zamanın içinde değişen sensin.
Kalabalıklar içinde yalnızlık, insanlar içinde bile hissedilir bazen. O varken bile içinin üşümesi, aranacak kimsenin olmaması, paylaşıp da anlayan bulamamak, kulaklıkla sustuklarını bastırmak…
Belki de birkaç cümleyle özetlenebilir bu vaziyet:
“Rüzgâr estikçe dağıldım, kimse toplamadı. Kendimi bulmaya çıktım, kendimi kaybettim. Kendim gibi davrandım, herkes gitti. Sustukça anladım, susmak da bir çığlıkmış.”
Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, herkes yanlış yerde. Dönüp dolaşıp çalacağımız bir kapı varsa da o kapı tek bir kapıdır: Rabb. Tam da bu sebeple hayatta mutlu olmak istiyorsan, Allah’tan başkasından ümit ve beklenti içinde olma. Allah’a tevekkül et.
Son Söz:
Gerçek mesele dünyayla değil, Rabbimizle meşgul olmaktır. İç muhasebemiz bu olmalı. Zira zaman geçer, biz değişiriz ama ahiret baki kalır.
Vesselâm.
Bu kadar anlayışlı gençlerin olup,bu kadar ince düşünüp bizleri bilinçlendirmesi çok güzel,yazara en içten dileklerimle başarılar diliyorum umarım bu davada bu yolda hep başarılı olursun ❤️