Ruhun Sessiz Çığlıkları
Bazı duygular insana fısıldamaz; bağırır ama sessizce. Yüreğinin derinliklerinden yükselen o çığlıkları kimse duymaz fakat sen tüm ağırlığıyla hissedersin. İşte insanın kendine karşı yürüttüğü en büyük savaş, bu sessiz çığlıklarla yüzleşme cesaretidir.
İnsan, bazı hatalara düşmeden doğru yolu bulamaz. Bazen de doğru olan yol bize yanlış göründüğü için bilerek yanlış yollara saparız. Acı, hayatımızın tam merkezine yerleşir; çoğu zaman da mutluluğa ulaşmadan önceki son durağımız olur. Çünkü dibe vuran insan, çabaladıkça yükselişe geçer ve acısını içinin en derinine gömerek her şeye rağmen mutlu olmak ister. Oysa acı, doğamızın bir parçasıdır. Her zaman mutlu olamayız, olsaydık mutluluğun ne değeri ne güzelliği kalırdı.
İnsanın kaçtığı ne var ise dönüp dolaşıp yine onunla karşılaşır. Kaçmak kolaydır, yüzleşmekten daha basit görünür ama gerçekte öyle değildir. Yüzleşsek belki o an canımız yanar fakat sonra o acıyı bir daha asla aynı derinlikte hissetmeyiz. Kaçarak bastırdığımız duygular ise büyüyerek ve ağırlaşarak geri döner. Ve bir gün gelir, artık kaçacak bir yer kalmaz.
Acıdan kurtulmanın iki yolu vardır: Biri ölüm, ki bu yalnızca fiziksel değildir; insan ruhen de yavaş yavaş ölebilir. İçten içe erir, kimse fark etmez. Zamanla en ufacık olaylar bile gözüne batmaya, kalbine dokunmaya başlar. O an ağladığın şey aslında yaşadığın olay değil, içinde biriktirip yüzleşmeye cesaret edemediğin duygulardır.
İkinci yol ise yüzleşmektir. Kaçtığın her duygunun üzerine cesaretle gittiğinde, acı ilk anda yakar ama sonunda hafifler. Yüzleştiğin an, acının seni tüketmesine izin vermezsin. Çünkü ancak yüzleştikçe ruh iyileşir, derinlerde biriken ağırlık çözülür ve insan kendi içindeki boşlukta yeniden nefes bulur.
Eğer acınla yüzleşirsen ruhun hafifler ve huzuru bulursun. Kaçanlar ise kendi içlerinde tükenerek yaşamaya devam eder. Acının ruhunu kemirmesine izin verme. Üzerine git. Çünkü kaçtığın her duygu, her anı, büyüyerek ve güçlenerek yeniden karşına çıkacaktır.
Çünkü insan, kaçtığı şeyden değil; yüzleştiği acılardan yeniden doğar. Acının sana zarar verdiğini düşündüğün günlerde bile bil ki o, aslında seni daha güçlü, daha derin ve daha gerçek bir hâle getirmeye çalışıyor. Hayat, en çok acıttığı yerden öğretir; en çok yorduğu yerden olgunlaştırır. Ve insan, ancak kendi karanlığının içinden geçerek kendi ışığını bulur.