Kendimce Hikaye

Öncelikle uzun bir aradan sonra yazmaya karar veren kendimi kutluyorum. Ve değerli vaktini ayırıp yazımı okuyan sevgili okurum sana da teşekkür ediyorum.

 

Bir süredir içimde mücadele eden, bir türlü ortak noktada buluşamayan düşüncelere hapsolmuş zihin karmaşası içindeydim. Biliyorum ki bu konuda yalnız değilim, sen de yalnız değilsin. Kimi zaman gel gitleri olan senin için ve benim için yazıyorum. Kendini bulacağını düşündüğüm yazıma hoş geldin!

 

Öyleyse sorularla başlayalım. Hikayemiz ana rahmine düşüşümüz ile başlıyor değil mi? Peki sonrasında yaşanacaklar hakkında herhangi bir bilgi veriliyor mu? İyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı, güzeli, çirkini zamanla öğreniyoruz. Birbirine zıt olan bu kelimeler gibi kendimize zıt olanları da seçebiliyoruz.

 

“İnsan seçimlerinden mi ibarettir?” diye sorsam ve sen de biraz düşünsen… Tartışmaya açık bir soru değil mi? Seçimlerimiz bizi biz olmaya hazırlayan basamaklardır.

 

Bizi biz yapan, yaşadıklarımız ve yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersler midir? Yanlış olan doğrularımız da var mıdır? Peki sen doğru olduğunu bildiğin ne kadar çok yanlış yaptın?

 

Acabalarla mücadele eden bir benlik var senin içinde de… Birbirine zıt ama bir o kadar da bütünleyici. Zıtlıkların içindeki güzelliği görebileceğimiz o olgunluğa ulaşmak pek de kolay olmuyor.

 

Meyve veren bir ağacı düşünelim. Bu ağaç, kırmızı elma ağacı olsun. Meyvesi olgunlaşmadan yediğinde mayhoş bir tat gelir, bu konuda aynı fikirdeyiz diye düşünüyorum. Zamanı geldiğinde tekrardan meyvesini koparıp yediğinde o mayhoş tat yerine daha hoş bir tat gelir. Her şey zamanla güzelleşir, tıpkı kırmızı elmanın zaman içinde değişen tadı gibi.

 

Kader yaşantılarımızı güzelleştirmek için bizlere seçimler sunar. İyiyi, kötüyü, yanlışı, doğruyu, güzeli, çirkini bulabilecek olgunluğa ermek için de tıpkı kırmızı elma ağacının olgunlaşma sürecini sabırla beklediği gibi kendimizi de sabırla yetiştirip, kendimizin yapabileceklerinin farkına varması için müsaade etmeliyiz.

 

Kendine müsaade et ve farkına var. Yapamayacağını düşündüklerinin kabusundan uyan artık, yapabileceklerinle kendine ışık ol.

 

Umutsuz olduğun vakit bir elmayı eline al ve incele. İçindeki çekirdek toprağa gömülmüş, bakımı yapılmış, muhteşem bir şekil almış, olgunluğa eriştikten sonra da dolaplarımızın misafiri olmuş. Umudunu her yeni gün için tazele, kırmızı elma ağacını sular gibi her yeni gün ile umudunu sula, güneşe çıkar, güzel sözlerle yetiştir.

 

Kendine teşekkür etmeyi unutma olur mu? Hatta kendimle yaptığım bir konuşmadan küçük bir alıntı bırakmak istiyorum:

“Kaç yaşında olursam olayım, yaşadığım sürece yolun daha çok başındayım. Kendimi yenilemeye ve tüm güzelliklerin beni bulmasına açığım. Umudum ilkbaharın getirdiği sevinç gibi içimde büyük bir heyecan uyandırıyor.

 

Düşüşlerimin olduğu gibi zirvede olacağım günlerim de oluyor. İyiyi ve güzeli kabul ettiğim gibi kötüyü ve çirkini de kabul ediyorum. Ben hatalarımla karşı karşıya kalıp olgunluğuma sahip olmak için elimden geleni yapıyorum.

 

Kader en usta yazardır ve inancım sonsuzdur. Kendimi kucaklayıp, kendime teşekkür ediyorum. Yaşanan olumlu ve olumsuz durumlara, olaylara karşı dik duruş sağladığı için kendime tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum.”

 

Öyleyse kapanışı da Mevlana’nın şu sözüyle yapalım:

“Güzel olan, her zaman iyi değildir; ama iyi olan, her zaman güzeldir.”

 

İyiyle, iyi olanla, iyilikle kal.

İlayda SAĞIR
Latest posts by İlayda SAĞIR (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 4 Ortalama: 4]

Yazar

  • İlayda SAĞIR

    Merhabalar, Ben İlayda Sağır. 10 Haziran 2002 İstanbul doğumluyum. Ankara Üniversitesi Coğrafya bölümü öğrencisiyim. Eğitimimi devam ettirirken bir taraftanda kişisel gelişim ve gönüllülük esaslı sosyal uğraşlarla ilgileniyor, aynı zamanda da kurucusu olduğum Eğitimde Umut Ol projesini yürütüyorum. Ortaokul dönemimden bu yana kendimce yazdığım yazılarımı Türkiye’nin bloğu olan TB Blog sayesinde yayınlayabileceğimi öğrendim. Ardından kayıt oluşturdum ve şimdide TB Blog yazarı, TB Blog İstanbul/Üsküdar temsilcisi, TB blog editörlüğü ve sosyal medya yöneticisi olarak devam etmekteyim. TB Blog ailesinde olup yazılarımda kendimi geliştiriyor olmak, kalemimi güçlendirmek beni her geçen gün daha da heyecanlandırıyor. Heyecanımızın günden güne artıp, aramıza katılım sağlayacak TB Blog yazarı arkadaşlarımızın çoğalmasını temenni ediyor ve şimdiden aramıza “Hoş geldiniz!” diyorum. 🙂 Joyce A. MYERS’ın şu sözünü not etmenizi isterim; “Bir kalem ve bir düş sizi her yere götürebilir.”

İlayda SAĞIR

Merhabalar, Ben İlayda Sağır. 10 Haziran 2002 İstanbul doğumluyum. Ankara Üniversitesi Coğrafya bölümü öğrencisiyim. Eğitimimi devam ettirirken bir taraftanda kişisel gelişim ve gönüllülük esaslı sosyal uğraşlarla ilgileniyor, aynı zamanda da kurucusu olduğum Eğitimde Umut Ol projesini yürütüyorum. Ortaokul dönemimden bu yana kendimce yazdığım yazılarımı Türkiye’nin bloğu olan TB Blog sayesinde yayınlayabileceğimi öğrendim. Ardından kayıt oluşturdum ve şimdide TB Blog yazarı, TB Blog İstanbul/Üsküdar temsilcisi, TB blog editörlüğü ve sosyal medya yöneticisi olarak devam etmekteyim. TB Blog ailesinde olup yazılarımda kendimi geliştiriyor olmak, kalemimi güçlendirmek beni her geçen gün daha da heyecanlandırıyor. Heyecanımızın günden güne artıp, aramıza katılım sağlayacak TB Blog yazarı arkadaşlarımızın çoğalmasını temenni ediyor ve şimdiden aramıza “Hoş geldiniz!” diyorum. :) Joyce A. MYERS’ın şu sözünü not etmenizi isterim; “Bir kalem ve bir düş sizi her yere götürebilir.”

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir