Gökyüzünün Anlatamadıkları

Alıp götürüyorlar beni efendim. Fırtınaların dağlardan aşıp geldiği yerlere doğru gidiyorlar. Ayaklarım karşı koymaya çalışıyor ama nafile. Düşüncem onlara takılmış, vücudum hareketsiz ve kontrolsüz. Öylece gidiyorum. Beni alıkoyan şeyin ne olduğunu bulamıyorum efendim. Hani demiştiniz ya “Sessizlik bazen en güçlü eylemdir.” diye. Ben biraz abarttım sanırım. Artık hiç konuşmuyorum. Doğrusunu isterseniz, konuşamıyorum. Nereye gittiğimizi bile soramıyorum.

Dalgalar ayaklarımın altından el sallıyor bana. Bulutlara yüzümü çarpa çarpa ilerliyorum fakat bu bulutlar biraz farklı gibi efendim. Çok kızgınlar bana karşı. Sanki suç işlemişim gibi üzerime üzerime kararıyorlar. Anlam veremiyorum…

Fırtınalara yaklaşıyorum efendim. Hava karanlık ve soğuk. Tıpkı bana anlattığınız o gecede olduğu gibi. Tek bir fark var; siz neler olacağını biliyordunuz, ben ise bana olacaklara karşı tecrübesiz ve bilgisizim. Baksanıza, hala sendeliyorum. Belli etmiyorum ama biraz da hoşuma gidiyor. İçinde bulunduğum bu bilinmezlik, tarif edilemez bir zevk veriyor bana. Dostoyevski’yi daha iyi anlıyorum böylece. Acı çekmekten zevk alan bir ruhun yansıması göğsümde beliriyor. Nefes aldıkça bulutların dikenleri batıyor ciğerlerime. “Bulutların dikenleri olur mu?” demeyin efendim. Yaklaşıp bakarsanız anlarsınız. Ruhumu sarıp sarmalayan bu acı, göğsümde güller açtırıyor…

Fırtınanın tam ortasında, rüzgarın dalgaları etrafımda çember yaptığı bir yerdeyim efendim. Ayaklarım hala yere değmiyor fakat şimdi daha rahatım. Kafamı gökyüzüne doğru çeviriyorlar yavaşça. Bu an bana sizi hatırlatıyor. Sizi ve unutulmaz o geceyi…

Ben de sizin gibi seslenmeli miyim efendim? Haykırmalı mıyım avazım çıktığı kadar? Ne dersiniz? Cevap verir mi bana gökyüzü? Anlar mı dediklerimi? Yoksa sadece savurur mu beni uzaklara?

Cesaret edemiyorum efendim. Ben sizin gibi değilim, belli. Korkuyorum. Konuşmak için çıkardığım her ses, dalgalara karışıp kayboluyor. Sanki konuşsam beni de alacaklar dalgaların içine. Vazgeçiyor ve gökyüzünü izlemeye koyuluyorum.

Bulutlar sadece kararmakla kalmayıp önce birbirlerine, sonra da bana yaklaşıyorlar. Belirsiz bir heyecan kaplıyor içimi. Öyle sanıyorum ki şimdi şimşekler çakacak efendim. O kadar yakınım ki şu an. Bulutların heybetini her yanımda hissedebiliyorum. Öyle bir heybet ki bu, nefes aldırmıyor. Ciğerlerime dolan her bir zerre dolup taşıyor, çıkmıyor oradan. ‘Tam şimdi.’ diyorum içimden. ‘Hadi..’

Hiçbir şey olmuyor. Gözlerimi gökyüzüne sabitliyorum. Ufak bir ışık bekliyorum fakat şimşekler hala görünürde yok. “Hani neredeler?”

Yoksa o gece hepsini siz mi aldınız efendim? O yüzden mi kızgın bulutlar? O yüzden mi bu belirsizlik, bu karmaşa? Yavaş yavaş anlamaya başlıyorum. Zihnimdeki düşünceler yerleştikçe ayaklarım da suya batmaya başlıyor. Yanınıza geliyorum efendim. Gökyüzü aldıklarınızı geri istiyor. Karşılığında da beni veriyor size.

Vücudum suya batıyor iyice. Bulutlar sakince izliyor ve bekliyor. Biliyorum. Nereden bildiğimi sormayın efendim. İçim size çok yakın. Hissedebiliyorum. Boğazımı yakıp geçen suyun ciğerlerime ulaşmasının hazzını yaşıyorum sonra. Tıpkı sizin gibi..

Geliyorum efendim. Nihayet, size geliyorum. Anlattığınız gecenin alacaklısı olarak geliyorum. Anlattıklarınızdan dolayı beni de içine alan bu gece için, gökyüzünün anlatamadıkları için geliyorum…

Nadiye Durukan
Latest posts by Nadiye Durukan (see all)
Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 5 Ortalama: 5]

Yazar

  • Nadiye Durukan

    Merhaba, ben Nadiye Durukan. 22 yaşındayım ve Giresun'da yaşıyorum. Hafız ve Kur'an kursu öğreticisiyim aynı zamanda açıköğretim bünyesinde İlahiyat bölümünü okuyorum. Yazmaya 14 yaşımda başladım. O zamanlar benim için ufak olan bir hayal TB Blog ile gerçeğe dönüştü. Yaklaşık 1 senedir TB Blog'ta yazıyorum. Şimdi ise hem yazar hem de editörüm. Yazmayı, okumayı ve keşfetmeyi seviyorum. 🙂

Nadiye Durukan

Merhaba, ben Nadiye Durukan. 22 yaşındayım ve Giresun'da yaşıyorum. Hafız ve Kur'an kursu öğreticisiyim aynı zamanda açıköğretim bünyesinde İlahiyat bölümünü okuyorum. Yazmaya 14 yaşımda başladım. O zamanlar benim için ufak olan bir hayal TB Blog ile gerçeğe dönüştü. Yaklaşık 1 senedir TB Blog'ta yazıyorum. Şimdi ise hem yazar hem de editörüm. Yazmayı, okumayı ve keşfetmeyi seviyorum. :)

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir