Tutsaklığın Bittiği Yer

Bir gün uyandım, adını anmadım,
Güneş başka doğdu.
Ne sen vardın,
Ne de gidişinin yankısı.

Sadece bir sessizlik;
Ama bu kez huzurluydu.
Pencere önünde duran fincan,
Aylar sonra doluydu yine.

Kahvenin kokusu,
Seni değil, sabrı hatırlattı bana.
Artık beklemek yok.
Artık unutmak da yok.

Sadece olmak var.
Yüreğimin duvarlarına astım seni.
Bir resim gibi solmasın diye değil,
Bir daha dokunmayayım diye.

Ve anladım sonunda:
Tutsaklık sensizlik değilmiş,
Kendi kalbinde hapsolmaktaymış insan.
Şimdi özgürüm…

Ne senden kaçıyorum,
Ne sana dönüyorum.
Sadece yürüyorum.
İçimde yankılanan eski bir duayla:

“Her gidiş, biraz kalmaktır aslında.”

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 4 Ortalama: 5]

Yazar

  • Cihat Faruk

    Merhaba, ben Cihat Faruk Getmez.
    Giresunlu olup, ilim yolculuğuma Samsun’da devam ediyorum. Hafızım, aynı zamanda İslami İlimler üzerine eğitim alıyorum.
    Kalemin, duyguların en güzel tercümanı olduğuna inanıyorum. Bu yüzden kelimelerle dostluğum eskilere dayanıyor. TB Blog’a katılmış olmaktan da mutluluk duyuyorum.

Cihat Faruk

Merhaba, ben Cihat Faruk Getmez. Giresunlu olup, ilim yolculuğuma Samsun’da devam ediyorum. Hafızım, aynı zamanda İslami İlimler üzerine eğitim alıyorum. Kalemin, duyguların en güzel tercümanı olduğuna inanıyorum. Bu yüzden kelimelerle dostluğum eskilere dayanıyor. TB Blog’a katılmış olmaktan da mutluluk duyuyorum.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir