Tutsaklığın Bittiği Yer
Bir gün uyandım, adını anmadım,
Güneş başka doğdu.
Ne sen vardın,
Ne de gidişinin yankısı.
Sadece bir sessizlik;
Ama bu kez huzurluydu.
Pencere önünde duran fincan,
Aylar sonra doluydu yine.
Kahvenin kokusu,
Seni değil, sabrı hatırlattı bana.
Artık beklemek yok.
Artık unutmak da yok.
Sadece olmak var.
Yüreğimin duvarlarına astım seni.
Bir resim gibi solmasın diye değil,
Bir daha dokunmayayım diye.
Ve anladım sonunda:
Tutsaklık sensizlik değilmiş,
Kendi kalbinde hapsolmaktaymış insan.
Şimdi özgürüm…
Ne senden kaçıyorum,
Ne sana dönüyorum.
Sadece yürüyorum.
İçimde yankılanan eski bir duayla:
“Her gidiş, biraz kalmaktır aslında.”