
Şeker Tadında Çocukluk
Bir hevesle yenen dondurmanın sonradan seni hasta etmesi gibi, Önce mutlu eder, sonra hasta. Bir daha yemem dersin, İyileşince…

Bir hevesle yenen dondurmanın sonradan seni hasta etmesi gibi, Önce mutlu eder, sonra hasta. Bir daha yemem dersin, İyileşince…

Çıkmadık canın umudu, Kendini yitiren bir ruh inadıydı. Daha kırılmamış, minicikti kozası, O kendini nereden bilsin? Hiç görmemişti kanatlarını.…

Gidesim var buralardan En olmaz yerlere, En çıkmaz sokaklara, Belki de en sessiz çığlıklara, Gidesim var Gidesim var gökyüzünden…

Sevgili gökyüzü, Bahsetsene biraz bizden, Senden, benden… Anlat mesela gecelerimizi. Yıldızlara asılı hayallerimden gelen sesleri çok sevdiğini, Umutlarımı…

Ben dünyanın yetim çocuğuyum. Beni sensiz, Beni Kudüs’süz bırakma anne. Çığlıklar değil, Ezanlar duysun kulaklarım. Cennetten melekler geliyor…
Bazen gitmek gerekir, usulca… Şen kahkahaların arasında kimse fark etmeden, Yağmur damlaları henüz yere düşmeden, Kırmadan, dökmeden, gülümserken, belki…
Tatlı, acıymış. Gözlerinden kan damlayan bülbüller şakırken, Ruhsuz çocuklar uçmayan uçurtmalarla Oynuyormuş. Artık yelkovan günde bir kez olsa dahi…

Yine geldin rüyama.. Seni görmek ama unutmak, Senin gerçek olmadığını bilmek, Uyanınca gideceğini bilmek, Tekrar görme ümidi ile uyumaya…

TÜGVA bu hem eğlenceli hem öğretici. Ünlü oldu dünyada gönülleri fethetti. Gönülden ve dilden geçer TÜGVA bu… Verirsin ezberlediğini…

Gecelere sor beni. Neler yaşadım, nerelerde öldüm? Durma, sor hadi. Kaç defa kendimle can çekiştim? Cesaretini topla. Sessizce sor…