TÜRKİYE'NİN BLOĞU · GENÇLİĞİN YAZI TAHTASI24 Ekim 2026
Gençliğin yazı tahtası…

Savaşın Gölgesinde Çocuk Olmak

Yazan Esma Çelik · 23 Ekim 2026 · 2 dakika okuma
Yazıyı Dinle · Okuma Modu
Türkçe anlatım, akıllı telaffuz ve kaldığın yerden devam
%0

Seslendirme, cihazınızdaki Türkçe ses desteğine bağlıdır.

Bir çocuğun dünyası normalde rengârenk boya kalemlerinden, dizlerindeki ufacık sıyrıklardan ve akşam ezanı okunmadan hemen önce sokaktan gelen son kahkahalardan ibarettir. Çocukluk, dünyanın henüz kirlenmediğine dair eldeki tek kanıttır.

​Fakat savaşın gri ve soğuk gölgesi bir kentin üzerine düştüğünde, o renkli tablo tek bir gecede kapkara bir kül bulutuna dönüşür.
​Savaş bölgesinde büyümek, geceleri ninniyle değil, pencereleri titreten o yırtıcı uğultularla uykuya dalmaya çalışmaktır. Yorganı başının üzerine kadar çekip gözlerini sımsıkı kapatırken, dışarıdaki gürültünün bir gün kendi odasına da ulaşıp ulaşmayacağını sorgulamaktır.

​Orada çocuklar, oyuncak ayılarına sarılır gibi sarılırlar korkularına. Bilyeler yerini patlamış mermi kovanlarına bırakır; saklambaç ise artık bir oyun değil, sadece hayatta kalma refleksidir.
​Bir çocuğun en çok annesinin veya babasının elini tutarken güvende hissetmesi gerekir. Savaş ise o elleri aniden çözer.

​En acısı da budur belki: Bir çocuğun, sığınacak tek limanı olan büyüklerinin gözlerindeki o çaresizliği görmesi. Kendisini korumasını beklediği yetişkinlerin de aslında ne yapacağını bilemez halde titrediğini fark ettiği an, bir çocuk için çocukluğun bittiği, erken ve acımasız bir yetişkinliğin başladığı andır.

​Yıkılmış bir duvarın dibinde, üzeri tozla kaplanmış ama rengini henüz kaybetmemiş tek bir terlik görürsünüz bazen. O tek terlik, yarım kalmış bir koşunun, yarıda kesilmiş bir oyunun ve bir anda çalınmış bir geleceğin sessiz çığlığıdır.

​Savaşın ortasında büyüyen çocuklar, binalardan önce hayallerinin yıkılışına şahit olurlar. Onlar için bahar, çiçeklerin açması değil; gökyüzünden ölüm yağmadığı sakin bir sabaha uyanabilmektir.

​Bugün dünyanın bir yerinde, henüz adı konmamış duygularla baş etmeye çalışan ufacık yürekler var. Büyümek; yaş alarak, tecrübe kazanarak olmalıydı.

​Bombardıman sesleri altında, korkudan bir gecede büyümek zorunda kalan o çocukların ellerinden sadece çocuklukları değil, bütün bir gökyüzü çalındı.

Ve biz, o çalıntı gökyüzünün altında onların sessizce büyümesini izlerken, insanlığımızdan bir parça daha kaybediyoruz.

◉ 3 doğrulanmış görüntülenme
OKUR ETKİLEŞİMİBu yazı sizde iz bıraktı mı?Beğenin, paylaşın veya düşüncelerinizi yorumlarda belirtin.
Yorum yap (0)

TB BLOG · OKUR GÖRÜŞLERİ

Yorumlar (0)

Yazıya dair düşüncelerinizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce incelenebilir.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazabilirsiniz.

Yorumunuzu paylaşın

Hızlı Menü
Hızlı Menü
Bizi Takip Edin