Belki Denize Ulaşır İçimizdeki Nehirler

Bazen bir tepkiye bakıp onun gerçekten neyle ilgili olduğunu sonradan anlıyorsun. O an yaşanan şey küçük gibi duruyor ama içinden çıkan his, o küçüklüğe ait değil.

Sanki daha önce birikmiş, adı konmamış bir yerden geliyor. Ve sen bunu ilk anda fark etmiyorsun. Sadece geçmesini bekliyorsun. Üzerinden zaman geçince hafifler sanıyorsun.

Hayat devam ediyor gibi görünüyor. Günler birbirini takip ediyor, yeni şeyler oluyor, konuşmaların hatta kullandığın kelimelerin bile değişiyor. Ama bazı anlar o değişimin içine karışmıyor. Orada bir yerde kalıyor. Görünmüyor ama yok da olmuyor.

Sonra beklemediğin bir anda, hiç ilgisi olmayan bir durumda istemediğin şekilde tekrar ortaya çıkıyor. Bazen küçük bir söz, bazen sıradan bir tavır, bazen de hiçbir şey yokken gelen bir huzursuzluk…

Ve o an anlıyorsun: mesele o ‘an’ değilmiş. İçeride başka bir şey varmış. Söylenmemiş cümleler, yarım bırakılmış konuşmalar, içine atılıp üstü kapatılmış kırgınlıklar… Hepsi aynı yerde toplanıyor. Zamanla silinmiyorlar, sadece geri çekilip yokmuş gibi davranıyorlar.

İnsan bunu geç fark ediyor çünkü çoğu zaman “geçtiğini düşünmek” daha kolay. Gerçekten geçmiş olmasıyla yüzleşmekten daha az yorucu. Ama iç dünyamız öyle işlemiyor. Çünkü bastırılan şeyler kaybolmaz. Sadece yer değiştirir. Ve uygun bir anda, en beklenmeyen şekilde geri döner.

Bazen bir tepkinin fazlalığı, bazen anlamsız bir iç sıkıntısı, bazen de hiçbir şey yokken gelen bir ağırlık olarak… O zaman şunu görürsün, insan aslında yaşadıklarını değil, içinden geçirdiklerini taşır.

Bu yüzden bazı şeyler hızlı yaşansa bile, etkisi uzun süre bizimle kalır. Biz ilerlediğimizi sanarız ama bazı duygular bizimle birlikte ilerlemek istemez; arkadan gelip sadece eşlik eder.

Ve bu yüzden her şeyi hemen açıklamak, her şeyin hemen üstünü kapatmak işe yaramaz. Bazı şeyler kapanarak değil, ancak yerini bularak hafifler.

Belki de “deniz” dediğimiz şey tam olarak bu. Bir bitiş değil, içinde kalanların artık ağırlık yapmadığı bir hâl. Oraya ne zaman ulaşılır, bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:

İçinde bir şeyler hareket ediyorsa, bir gün yönünü bulur.
Yavaş olur, gecikir, hatta fark edilmez bile.

Ama olur. Ve o zaman insan ilk defa gerçekten hafiflediğini anlar.

Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler.

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 8 Ortalama: 3.5]

Yazar

  • Efsa Kamburoğlu

    Anadolu’nun sakin bir köşesinde lise hayatının içerisinde, kendi iç sesini daha çok duymaya çalışan bir öğrenciyim.

    Günler çoğu zaman birbirine benzese de ben aralarda kalan küçük şeyleri fark etmeye çalışıyorum. Defterin kenarına yazdığım bir cümle, bazen ders arasında aklıma takılan bir düşünce…

    Yazmak benim için bir alışkanlıktan çok, kendimi anlamaya çalıştığım bir alan.
    Bazen sustuklarımı orada duymaya çalışıyorum.

    Söylenmeyenleri, ertelenenleri ve çoğu zaman kendi içimde büyüttüğüm şeyleri kelimelere dökmeye çalışıyorum.

    Çünkü bazı duygular konuşulmadığında kaybolmuyor; sadece içimizde başka bir yere yerleşiyor.

    İnsanın kendi içinde dürüst kalabildiği anların kıymetli olduğuna inanıyorum.

    Yazmak da bu dürüstlüğü kaybetmemek için tuttuğum küçük bir hatırlatma.

    Henüz yolun başındayım.
    Ama neyin peşinde olduğumu az çok biliyorum.

    Eğer bir cümle, okuyanı kendi içine doğru bir an bile durdurabiliyorsa, benim için de yeterlidir.

Efsa Kamburoğlu

Anadolu’nun sakin bir köşesinde lise hayatının içerisinde, kendi iç sesini daha çok duymaya çalışan bir öğrenciyim. Günler çoğu zaman birbirine benzese de ben aralarda kalan küçük şeyleri fark etmeye çalışıyorum. Defterin kenarına yazdığım bir cümle, bazen ders arasında aklıma takılan bir düşünce… Yazmak benim için bir alışkanlıktan çok, kendimi anlamaya çalıştığım bir alan. Bazen sustuklarımı orada duymaya çalışıyorum. Söylenmeyenleri, ertelenenleri ve çoğu zaman kendi içimde büyüttüğüm şeyleri kelimelere dökmeye çalışıyorum. Çünkü bazı duygular konuşulmadığında kaybolmuyor; sadece içimizde başka bir yere yerleşiyor. İnsanın kendi içinde dürüst kalabildiği anların kıymetli olduğuna inanıyorum. Yazmak da bu dürüstlüğü kaybetmemek için tuttuğum küçük bir hatırlatma. Henüz yolun başındayım. Ama neyin peşinde olduğumu az çok biliyorum. Eğer bir cümle, okuyanı kendi içine doğru bir an bile durdurabiliyorsa, benim için de yeterlidir.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir