Bazı Şeyler Değişmez

İnsan bazen bazı şeylerin değişmeyeceğini, en çok da değiştirmek için elinden geleni yaptığında anlıyor.

Çabalıyorsun, susuyorsun, saygını koruyorsun. Ama karşılığında ne bir anlayış geliyor ne de bir adalet duygusu. Çünkü bazı insanlar, karşındakinin ne kadar yıprandığını bilse bile kendi kararından geri dönmüyor.

İlk başta insan bunu kabullenemiyor.
Bir yerlerde “belki bu sefer olur” düşüncesi kalıyor. Başta değişebilir sanıyorsun ama zamanla aslında değişmeyeceğini anlıyorsun.

Bu süreçte yıprandım.
Bunu saklamaya çalışmadım ama fazla anlatıp büyütmedim de. Kırıldım ama karşılık vermedim. Sesimi yükseltmedim, ortamı zorlamadım. Sadece sustum.

Ama insan en çok burada yoruluyor.
Hiçbir şey söylemeden içinin ağırlaştığı yerde. Dışarıdan her şey normal görünürken içeride bir şeylerin eksilmesi gibi.

Çünkü çoğu zaman mesele olan biten değil;
bir ihtimalin var gibi gösterilip sonra sessizce geri çekilmesi.

İnsanı en çok yoran asıl şey budur belki. Net bir şey olmaması.
Kısaca belirsizlik. Ne tamamen gidiyorsun ne de kalabiliyorsun.

Adil olunmasını beklediğin yerde sessizlikle karşılaşmak… Kapılar kapanmasa bile artık açılmayacağını hissetmek…

Sonra şunu fark ediyorsun:
Herkes gücünün yettiğine yetiyor.
Ve bazı insanlar için bu, karşısındakini düşünmeden davranabilmek demek.

Bunu kabul etmek kolay değil. Çünkü insan bazen başkalarının da kendisi gibi olduğunu sanmak istiyor. Ama öyle olmuyor.

Böyle zamanlarda insan geri çekiliyor. Israr etmiyor. Açıklama yapmıyor.
Kendini daha fazla yıpratmamak için susmayı tercih ediyor.

Ve içinden sadece şu geçiyor:
Bir gün herkes, verdiği kararların ağırlığıyla baş başa kalır. O günü beklemek değil bu.
Sadece bazı şeylerin insanın içinde eksik kalmayacağını bilmek.

Bazı şeyler değişmiyor. Ama insan, değişmeyen şeylerin altında ezilmek zorunda da değil.

Bazen en güçlü duruş,
geri dönmeden yürümektir.
İnsan bazen susarak da kendini korur.

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 8 Ortalama: 5]

Yazar

  • Efsa Kamburoğlu

    Anadolu’nun sakin bir köşesinde lise hayatının içerisinde, kendi iç sesini daha çok duymaya çalışan bir öğrenciyim.

    Günler çoğu zaman birbirine benzese de ben aralarda kalan küçük şeyleri fark etmeye çalışıyorum. Defterin kenarına yazdığım bir cümle, bazen ders arasında aklıma takılan bir düşünce…

    Yazmak benim için bir alışkanlıktan çok, kendimi anlamaya çalıştığım bir alan.
    Bazen sustuklarımı orada duymaya çalışıyorum.

    Söylenmeyenleri, ertelenenleri ve çoğu zaman kendi içimde büyüttüğüm şeyleri kelimelere dökmeye çalışıyorum.

    Çünkü bazı duygular konuşulmadığında kaybolmuyor; sadece içimizde başka bir yere yerleşiyor.

    İnsanın kendi içinde dürüst kalabildiği anların kıymetli olduğuna inanıyorum.

    Yazmak da bu dürüstlüğü kaybetmemek için tuttuğum küçük bir hatırlatma.

    Henüz yolun başındayım.
    Ama neyin peşinde olduğumu az çok biliyorum.

    Eğer bir cümle, okuyanı kendi içine doğru bir an bile durdurabiliyorsa, benim için de yeterlidir.

Efsa Kamburoğlu

Anadolu’nun sakin bir köşesinde lise hayatının içerisinde, kendi iç sesini daha çok duymaya çalışan bir öğrenciyim. Günler çoğu zaman birbirine benzese de ben aralarda kalan küçük şeyleri fark etmeye çalışıyorum. Defterin kenarına yazdığım bir cümle, bazen ders arasında aklıma takılan bir düşünce… Yazmak benim için bir alışkanlıktan çok, kendimi anlamaya çalıştığım bir alan. Bazen sustuklarımı orada duymaya çalışıyorum. Söylenmeyenleri, ertelenenleri ve çoğu zaman kendi içimde büyüttüğüm şeyleri kelimelere dökmeye çalışıyorum. Çünkü bazı duygular konuşulmadığında kaybolmuyor; sadece içimizde başka bir yere yerleşiyor. İnsanın kendi içinde dürüst kalabildiği anların kıymetli olduğuna inanıyorum. Yazmak da bu dürüstlüğü kaybetmemek için tuttuğum küçük bir hatırlatma. Henüz yolun başındayım. Ama neyin peşinde olduğumu az çok biliyorum. Eğer bir cümle, okuyanı kendi içine doğru bir an bile durdurabiliyorsa, benim için de yeterlidir.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir