Başarısızlık…
Çoğu insan bu kelimeyi sadece okul notlarıyla, sınavlarla, akademik hayatla bağdaştırıyor.
Ama ben artık öyle düşünmüyorum.
Çünkü insan bazen bir dersten değil, hayattan kalıyor.
Bazen başarısızlık dediğimiz şey;
Her şey düzelecek diye sabretmek, umut etmek…
Ama o umutla birlikte her gün biraz daha yorulmak, biraz daha içe kapanmak.
Kimse görmese bile içten içe tükenmek.
Hayatın her alanında var bu his…
İyi bir evlat olmaya çalışırsın, yetmez.
İyi bir arkadaş olursun, değer görmez.
Birilerini mutlu etmeye uğraşırsın, ama en sonunda kendini unutursun.
Ve sonra dönüp bakarsın…
“Hata bende galiba” dersin.
Ama kimse sana şunu söylemez:
Sen aslında başarısız değilsin.
Sadece yanlış insanların arasında kendini ispat etmeye çalıştın.
Sadece seni anlamayan ortamlarda var olmaya uğraştın.
Sadece değmeyecek insanların sözlerini, kalbine fazla ciddiye aldın.
Bazen en çok da en yakından gelir o darbeler…
Bir cümlesadece bir cümle:
“Sen zaten yapamazsın.”
Belki söyleyen için basit bir söz…
Ama dinleyen için yıllarca taşınan bir yük.
İnsan bazen o cümleyi unutamıyor.
Ne yaparsa yapsın, ne kadar çabalarsa çabalasın…
İçinde bir ses hep aynı şeyi fısıldıyor:
“Ya gerçekten yapamazsam?”
İşte en büyük savaş da burada başlıyor.
Bu, insanın kendi içine sıkıştığı, sesi çıkmadan kırıldığı bir yer.
Kimsenin görmediği, ama en çok iz bırakan savaş.
Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür.
Gülüşler yerinde, cümleler sıradan…
Ama içeride, birilerinin zamanında söylediği o sözler yankılanmaya devam eder.
“Sen yapamazsın.”
“Sen beceremezsin.”
“Sen eksiksin.”
Ve bu cümleler, zamanla bir başkasının sözü olmaktan çıkar…
İnsanın kendi iç sesi haline gelir.
İşte asıl tehlike de burada başlar.
Çünkü insan, başkalarının çizdiği sınırları kabullendiği anda gerçekten kaybetmeye başlar.
Gerçek başarısızlık; denememek değil,
Kendine biçilen o küçük kalıplara razı olmaktır.
Ama her şeyin bir kırılma noktası vardır.
Bir gün o sesler susar.
Ya da susturulur.
Ve o an anlaşılıyor ki;
İnsanı eksik yapan şey yetersizliği değil,
ona yıllarca eksik olduğunu hissettirenlerdir.
Başarısızlık diye anlatılan şeyin çoğu…
Aslında başkalarının yüklediği bir hikâyeden ibaret.