Çabanın Rengi

Gökyüzündeki yedi rengin peşine düşmek, sadece bir varış telaşı değil, ruhumuzun derinliklerindeki o bitmek bilmeyen arayışın ta kendisidir. Bazen o gökkuşağının diğer ucuna, yüreğinde büyüttüğün o gizli düşe nefes nefese koşarsın; fakat attığın her adım, seni yine hırçın dalgaların dövdüğü, yalnız ama tanıdık bir kıyıya geri bırakır. Çünkü nasip, denizin kıyıya vurma çabası gibidir; senin olanı tam ayak uçlarına, en beklemediğin anda usulca teslim eder, senin olmayanı ise ufkun en ulaşılamaz noktasında, gri bir sis perdesinin ardında sonsuza dek gizler. Ne kadar kürek çekersen çek, rüzgar kendi yelkenine dolmuyorsa o menzile varılamaz.

Bu çaba zaman zaman insanı tüketir, kalbi yorar ve tam o yığılıp kalma anında ağır, olgun bir kabulleniş başlar. Olan biteni sadece gözle görünen o dar çerçevenin içinden değil, vizörün çok daha gerisine çekilip kadraj ötesinden izleyebildiğinde asıl gerçeği fark edersin. Büyük hazine, gökkuşağının bittiği yerdeki o hayali varış noktasına dokunmak değil, o yolda yürürken kendi ruhunun esnekliğini, acıya dayanma gücünü ve yalnızlıkla olan derin bağını keşfetmektir. Ulaşılamayan her hayal, dönülmek zorunda kalınan her yol ayrımı, içimizde bir süre yutkunamadığımız, bir dert gibi ağırlaşır. Oysa bu ağırlık bir ceza değil; ruhumuzu yoğuran, kelimelerimizi bileyen ve kalemimize o hüzünlü, eşsiz derinliği katan en usta yontucudur.

Yağmurun dinip bulutların usulca dağıldığı o sessiz anlarda, hedefe varamamış olmanın verdiği buruk bir nostaljiyle etrafına bakarsın. İşte tam o an, başını gökyüzünden yere indirdiğinde kulağına çalınan şey, rüzgarın taşıdığı boş bir umut fısıltısı değil, bizzat kök saldığın toprağın sesidir. O ses sana, ait olduğun yerin, peşinden koşup da varamadığın o hayali çizgi değil, tüm kırgınlıkların ve yeniden ayağa kalkma cesaretinle inşa ettiğin şu an olduğunu söyler.

Nasip olmayan bir rengin peşini bırakmak hiçbir zaman bir yenilgi sayılamaz; aksine, kalbini kendi içindeki uçsuz bucaksız denizlere, o engin duygu okyanusuna açabilmektir. Bazen gökkuşağının sonuna ulaştırmayan o uzun yollar, sırf adımlarımız kendi hikayemizin en güzel satırlarını yazsın diye bize nasip edilmez.

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 4 Ortalama: 5]

Yazar

  • Elifnur Getmez

    Yazmak benim için bir keşif yolculuğuydu, şimdi ise bu yolculuğun kaptan köşesindeyim. TB Blog’da yazar olarak başladığım serüvene Editör olarak devam ediyorum. İyi bir hikayenin dokunmadığı hiçbir kalp kalmasın diye...

Elifnur Getmez

Yazmak benim için bir keşif yolculuğuydu, şimdi ise bu yolculuğun kaptan köşesindeyim. TB Blog’da yazar olarak başladığım serüvene Editör olarak devam ediyorum. İyi bir hikayenin dokunmadığı hiçbir kalp kalmasın diye...

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir