Bazen hiçbir şey söylemeden de çok şey anlatabilir insan. Gözlerinin kenarında biriken yorgunluk, dudaklarının ucuna takılıp kalan tebessüm ve içinde bir yerlerde yankılanan sessizlik… Hepsi birer cümle gibi.
Konuşmaktan çok dinlemeyi öğrendiğim gün, kelimelerin ne kadar güçlü olabileceğini fark ettim. Herkes konuşurken ben sustum, çünkü bazı duyguların kelimeye ihtiyacı yoktu; sadece hissedilmek istiyordu.
Yazmak da işte bu yüzden var bende. Söyleyemediklerimi anlatmanın, içimde büyüyen duyguları zarifçe dışarıya bırakmanın yolu. Her harf, içimde biriken bir duygunun izi gibi. Ne zaman bir satır bitsem, bir parçam daha hafifliyor.
Belki de bu yüzden yazmak, sadece bir eylem değil. Bir duruş, bir varoluş biçimi. Kim olduğumu hatırlamak için, nereye gittiğimi unutmayayım diye yazıyorum.
Çünkü bazı insanlar konuşarak anlatamaz kendini. Onların cümleleri sessizdir ama kalpten kalbe geçer.
Ben onlardan biriyim.