Çoğu insan hayatı boyunca ya hep mutlu olmayı ya da tüm hayallerinin gerçekleşmesini ister. Ancak bu isteklerin gerçekleşmesi çok zordur. Çünkü hiçbir hayat daima mutlu ve güzel olamaz; eğer öyle bir şey mümkün olsaydı, her istediğimizi elde edebilseydik hayatlarımız çok sıkıcı, anılarımız çok sıradan olurdu.
Aynı zamanda insanlar çoğu zaman elde edemedikleri şeyleri elde ettikten sonra daha iyisini, daha üstününü istemeye başlar ve sonsuz bir istek döngüsü içerisine girerler. Daha sonra da “Neden istediklerim olmuyor, neyi yapamıyorum?” diye düşünmeye başlarlar. Oysa bilmiyorlar ki ellerindekilerle yetinip bardağın dolu tarafından baktıklarında ne kadar mutlu olacaklar…
“Sabahları bugün de güzel bir güne gözlerimi açtım; nefes alabiliyorum, sağlıklıyım, yalnız kendi kendime eğlenebiliyorum, gün batımını izleyebiliyorum, yürüyebiliyorum, mutluyum, hayatım düzenli” diyerek güne başlasalar, aslında hayatın güzelliklerinin küçük ve basit detaylarda saklandığını görebilirler.
Elimizdekinin daha fazlasını istemektense elimizdekilerle yetinmeyi, olmayan şeylere üzülmektense daha önce olanlara sevinmeyi, başaramayınca tekrar hazırlanabilmeyi ve pes etmemeyi bilmeliyiz. Sonuçta hayatta ne yaşanıyorsa hayrını istemeliyiz; yaşanan kötü olayların bizim mutluluğumuza engel olmasını engellemeliyiz.
Yaşamımızdan mutlu olmayı biz yönetiriz. İstersek en küçük şeylerle mutlu olur ve hayat enerjimizi yükseltiriz; istersek de daima daha fazlasını isteyip mutluluk fırsatlarını kaçırabiliriz.
Şimdi sen ne yapacaksın? Bardağın dolu tarafına mı bakacaksın, yoksa dolu olmayan tarafının neden dolu olmadığına mı takılacaksın? Unutma, mutluluk iksiri diye bir şey varsa onu yapmak da yönetmek de senin elinde…