Bir Eşiğin Hikayesi

Söndürdüm ışıkları, şehir sustu,

İçimde bir rüzgar, öfkesini kustu.

Masanın üstünde tozlu bir ömür,

Kalbimde soğumuş, kaskatı bir kömür.

 

Olmasaydı yılların emeği,

Bir gecede silerdim her şeyi.

 

Fakat o her ilmekte göz nurum var,

Alnımın terinde uykusuz sabahlar.

Kendi ellerimle ördüğüm bu duvar,

Şimdi hem hapishanem, hem de sığınağım kadar…

 

Giderdim, arkama tek bir iz bırakmadan,

Küllerimi rüzgara savurup hiç utanmadan.

Ama insan, biriktirdiği kadar ağırmış;

Vazgeçmek, meğer kendine sağır kalmakmış

Bu yazıyı oylar mısınız?
[Toplam: 2 Ortalama: 5]

Yazar

  • Cihat Faruk

    Merhaba, ben Cihat Faruk Getmez.
    Giresunlu olup, ilim yolculuğuma Samsun’da devam ediyorum. Hafızım, aynı zamanda İslami İlimler üzerine eğitim alıyorum.
    Kalemin, duyguların en güzel tercümanı olduğuna inanıyorum. Bu yüzden kelimelerle dostluğum eskilere dayanıyor. TB Blog’a katılmış olmaktan da mutluluk duyuyorum.

Cihat Faruk

Merhaba, ben Cihat Faruk Getmez. Giresunlu olup, ilim yolculuğuma Samsun’da devam ediyorum. Hafızım, aynı zamanda İslami İlimler üzerine eğitim alıyorum. Kalemin, duyguların en güzel tercümanı olduğuna inanıyorum. Bu yüzden kelimelerle dostluğum eskilere dayanıyor. TB Blog’a katılmış olmaktan da mutluluk duyuyorum.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir